BURADASINIZ » ANA SAYFA » SİNEMA » PEK YAKINDA

Ozon Hakkında Her Şey

 

9-19 Mart 2017

İstanbul Modern Sinema, Fransız sinemasının genç ustalarından François Ozon adına ilk kez bir retrospektif sunuyor. Eğitimini Louis Malle, Alain Resnais, Claire Denis gibi prestijli film okulu La Femis’de tamamlayan Ozon, 1990’ların sonlarından itibaren başladığı yönetmenlik kariyerinde yaklaşık her yıl bir film üretiyor.

Ozon adını; çeşitli kısa filmlerin ardından daha havai, kitsch bir anlatımın peşinden gideceği bir dönemin, deli dolu filmografisinin de habercisi olan ilk uzun metrajı Sitcom (1998) ile duyurdu. Fransız sinemasının “kötü çocuğu” etiketiyle Pasolini’nin Teorema’sına gönderme yaptığı bu gerçeküstü kara komedinin ardından Rainer Werner Fassbinder’in aynı adlı, sahnelenmemiş oyunundan uyarladığı Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları (Gouttes d’Eau sur Pierres Brûlantes, 2000) ile melodrama olan hürmetini, absürt mizaha, abartılı stille ve eşcinsel karakterlere olan ilgisini ortaya koydu. Bu filmle Berlin Film Festivali’nden Teddy Ödülü ile döndü.

Her biri şevk üzerine ve kışkırtıcı olan filmografisi aynı yıl Kumun Altında (Sous le Sable) ile başka bir yöne doğru gitti: 25 yıllık eşi birdenbire ortalıktan kaybolan Marie rolünde Charlotte Rampling’i oynattığı bu güçlü dram Ingmar Bergman tarafından “başyapıt” ilan edildi. Fransız sinemasının ikon kadın oyuncularını bir araya getirdiği 1950’lerin Hollywood melodramlarını canlandıran cinayet konulu müzikal 8 Kadın (8 Femmes, 2002) ve yine Rampling’i başrolde izlediğimiz gerilim ve entrika öyküsüyle Havuz (Swimming Pool, 2003) ile daha büyük bütçeli filmler kulvarına geçebileceğini kanıtladı. Yine de tüm bu eklektik, üretken ve başarılı film listesine, Fransa’daki ticari başarısına rağmen asıl arzuladığı uluslararası kırılmayı Evde (Dans la Maison, 2012) ile yaptı. Ozon, filmografisinin daha olgun ikinci yarısını aydınlatan bu filmle birlikte yeni bir yola girdi. Son olarak 16. uzun metraj filmi Frantz ile karşımıza çıktı. Yarıştığı Venedik Film Festivali’nde başrolündeki Paula Beer’a Genç Yetenek Ödülü kazandıran siyah-beyaz dönem filmi Ozon’un filmografisinde farklı bir durak olsa da yolculuğunun her daim heyecan dolu ve sürprizlere gebe olduğunu işaretliyor. Türler arası rahat hareket edebilen, pop kültürüne, fetişizme düşkünlüğünü korkusuzca aktaran, yeni anlatımlara merakını yitirmeyen, duygusallıktan kaçınmayan, disiplinli yönetmen François Ozon’un bugüne kadar çektiği tüm uzun metrajlı filmleri ve kısa filmlerinden bazı örnekleri  İstanbul Modern’de izleyebilirsiniz. 

 
Katkılarıyla